Eski raporları yok sayıp Aleviliği yeniden raporluyoruz...

Moderatör Necdet Subaşı, devletin arşivlerinde ya Sünni, ya laik Kemalist ya da militarist bakış açısıyla raporlar olduğunu belirterek "Yeniden raporlamaya çalışıyoruz Aleviliği. Sıfırdan yani" dedi

İlahiyatçı ve sosyolog Dr. Necdet Subaşı yıllarca Alevilik üzerine başarılı çalışmalar yaptı. AKP Hükümeti'nin Alevi Açılımı çerçevesinde gerçekleştirilen çalıştaylarının moderatörlüğünün emanet edildiği Subaşı ile geçtiğimiz hafta beşincisi gerçekleşen ve sona yaklaşılan Alevi Çalıştayı'nda gelinen noktayı konuştuk...Bu çalıştayların faydası oldu mu sizce? Olmaz olur mu? Hem de çok faydası oldu.

- Aleviler pek sıcak bakmıyor bu çalıştaylara. Değil mi?

- Ee uzun süreli bir süreç olduğu için haklı olarak Aleviler arasında belirsizlik var. Kaygı var. Bunu açıklamaya çalışıyoruz fırsat bulduğumuz her ortamda.

- Neden bu kaygı sizce?

- Çünkü ihmal edilmişler yıllardan beri. Bakın bu çalıştaylarda yol alırken devletin arşivlerine girdik. Dokunulacak gibi değil. Devletin şimdiye kadar kullandığı materyallerin hepsi önemli ölçüde ön yargı besleyen raporlar. Hatta kışkırtan, kışkırtabilecek pozisyonda metinler var. Belli bakış açıları ile üretilmiş. Ya Sünni bakış açısı ya laik Kemalist ya da militarist bir bakış açısı ile.

- Ne yaptınız peki? Nasıl yol aldınız?

- Hiçbirini görmeyerek. Yeniden raporlamaya çalışıyoruz Aleviliği. Sıfırdan yani.

- Zor iş. Nasıl yapacaksınız bunu?

- Eldeki metinlerden yola çıkarak hiçbir yere varamayacağımızı aklımızdan geçirdiğimiz bir iyileştirme ya da düzeltme çabasının bu veriler üzerinden tamamlanamayacağını düşünerek uzun süreli bir süreç başlattık. Bu süreç çalıştaylar diyerek kamuoyunda kabul gördü. Önce Alevi toplumunun arasında dolanan ne kadar söylem grubu varsa referans düzeyince ne kadar görüş var ise bunları en iyi temsil edebilecek kişileri davet ettik. Örneğin 'radikal Aleviler', 'laiklik yanlısı Aleviler', 'İslam içi ve İslam dışı Aleviler...'

- Kaç çeşit Alevilikle karşılaştınız ki?

- Saymakla bitmeyecek kadar çok bana kalırsa. Yaşadıkları süreci göz önüne alırsanız da çok doğal bu çeşitlilik…

- Bir araya toplayabildiniz mi o farklı görüşleri?

- Tabi. İlk oturumu onlarla yaptık. Ne kadar söylem varsa onları birer, ikişer temsilci ile bir araya getirdik. Ali Balkız, Fevzi Gümüş, İzzettin Doğan, Fermani Altun gibi bildik isimler ve bunların yanı sıra isimleri kamuoyunda öne çıkmamış dedeler geldi. 30- 35 kişi civarında. Bu gruptan büyük bir verim aldık. Neden? Çünkü daha önce hiç kimse bu kadar insanı biraraya getirememişti. Bir de tabii her birisi için dünya kendilerinden ibaretti. Orada daha çok dar aile ya da salon toplantılarında görüşlerini açıklamak zorunda kalan Aleviler birden bire kendileri gibi düşünmeyen, düşüncelerine itiraz eden farklı görüş ve bakış açılarını gördüler ve tabii ki ortalık karıştı.

- Ortak bir noktayı bulabildiler mi peki?

- Hayır. Bulmaları çok zor.

- Ne olacak peki?

- Bir şey olmayacak. İlk defa bir araya geliyorlar çünkü. Bu tür şeyler normal.

- Anladığım kadarıyla sizin de kafanız çok karışmış!

- Kesinlikle. Aslında biliyorum. Yıllardır bu alanın içindeyim ben. Çalışmalarım bu konuda ama çalıştaylar başladıktan sonra yazdığım kitapları bile kaldırmayı düşünüyorum.

- Neden?

- Çünkü pratik çok farklı bir şey... Kitaplardan giderek, ulu büyük Alevlerin eserlerinden giderek yaptığınız çalışmaların hiçbir anlamı yokmuş! Gündelik yaşamda Alevilik çok paradoksal yanları olan, çok gerilimli tarafları olan, bizden çok merhamet bekleyen bir alan, acıklı bir alan yani…

- Acıdınız yani Alevilere!

- Acımak rahatsız ediyor arkadaşları. Onun teorik arka planını biliyorum. Acımak bir iktidar ilişkisi getirmiyor. İnsan neye merhamet duyar? Sevdiğine duyar. Bu toplumun böyle bir yazgısı olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu kadar çok bağırabilen, konuşabilen, haykırabilen bir topluluğun bütün bunları bir bilgiyle üzerinde kafa yorulmuş bir çerçeveyle yapması gerektiğini düşünüyorum. Ama öyle bir şey maalesef yok.

- Ne olacak bu işin sonu?

- Ne mi olacak? Eğer bu işi çalıştayların açacağı güzergâha emanet ederse Aleviler biraz rahatlayacaklardır. Ama yine biz ne yaparsak yapalım Alevi aydınlarına, dedelerine çok iş düşüyor. Bir inancın savunması, korunması herhangi bir iktidarın görevi olamaz. Böyle bir şey söz konusu olamaz! İktidar onları başka iktidarlara karşı korur. Devlet onları başka bölümlere, operasyonlara karşı korur!

- Yola çıkarken bir istatistik tutuşturulmuştur elinize!

- Devletin Alevi istatistikleri yok ki.

- Nasıl olmaz?

- Devlet bunun üzerinden tanımlamadığı için, sayımlarda, kütüklerde kimlik beyanı esas kabul edilmediği için Alevi kimliği İslam içerisinde yuvarlanır. Bütün yapılan istatistikler, Alevi olduğu yüzde yüz bilinen köylerden, yerleşim alanlarından yola çıkılarak yapılıyor. Tarhan Erdem bir açıklama yapmıştı yer yerinden oynamıştı.
4.5 milyon demişti. Düşük bir rakam vermişti. Ama doğru değildi. "Ben Aleviyim" diyen o kadardır. Ama biz biliyoruz ki bu kimliği hala saklama, açığa vurmama düşüncesine sahip Aleviler var.

- Farklı görüşleri bir araya getirdiğiniz için size yaklaşım ne oldu?

- Tabii devletin buna ön ayak olması farklı bir tedirginlik yarattı üzerlerinde. 'Devlet ne yapmak istiyor? Bizi çatıştırmak mı istiyor? Ya da bizim aramızdaki farklıları açığa çıkararak bir strateji mi belirlemeye çalışıyor?' gibilerinden kaygıları var. Ama geçti bu kaygılar.

- Hiç mi ortak noktaları yok bu grupların?

- Olmaz olur mu? Az çok alanın içinde olduğum için fark edebiliyorum. Çok fazla kafa yormuş olmasalar bile bazı noktalarda ortak görüşleri olduğunu açıkça gördüm. Örneğin artık Madımak'ın bir müze olması yönündeki bir talep hiçbir kafa yormayı gerektirmeyecek açık bir tercihe dönüşmüş Aleviler arasında

- Kaç milyon Alevi var? Bir tespitiniz var mı?

- Sayıların hiç anlamı yok bana göre. Devlet 6 milyon rakamından çok mutlu oluyor. "Az bir grup, alt tarafı 6 milyon" deniliyor. Alevilerde 25-30 ve hatta 35 milyona kadar çıkarabiliyorlar sayıyı. Ama ikisinde de duygusallık var. Bu rakamların hiç birini ciddiye almıyorum.

- Neden?

- İki kişi olsalardı, bizim onlara söyleyecek bir şeyimiz yok muydu? Demokrasinin sayı üzerinden topluluğa bakış açısı geliştirmesi kabul edilebilir bir şey değil. Ben buradan bakıyorum. Benim demokrasiye olan inancım gereği herkese kulak vermemiz gerekiyor. O yüzden sayılar beni hiç ilgilendirmiyor.



   
Başlıklar: