Çapraz Okumalar Daha Verimli

Necdet Subaşı şu sıralar neler okuyor?

Son zamanlarda daha çok görev alanımla ilgili olan konularla yoğunlaşmaya mahkûm olduğumu üzülerek fark ediyorum. Aslında daha başından beri benim için geçerli ve verimli olanın çapraz okumalar olduğunu biliyorum.

Her halükârda sürdürmekte inat ettiğim bu pratik içinde son zamanlarda elimin altında tamamlanmayı bekleyen birkaç kitap arasında Riaz Hassan’ın Müslüman Zihinler’i, Graham E. Fuller’in İslâmsız Dünya’sı, Kemal Karpat’ın İslâm’ın Siyasallaşması var. Oldukça sık gerçekleşen yolculukları ise sadece edebiyata ayırmakla yetiniyorum. Bu çerçevede İskender Pala’nın Şah ve Sultan’ı, Cahit Koytak’ın Yoksulların ve Şairlerin Kitabı’nı halen yanımda taşıdığım kitaplar.

Birçok bilim adamımız sanat edebiyatla ilgilenmez. Sizin sanata ve edebiyata ilginiz var. Şairlerden kimi/kimleri takip etmeye gayret edersiniz?

Edebiyatla ilgimi her zaman aynı düzeyde tutmam kolay olmasa da bu ilgiyi en azından dergileri düzenli takip ederek sürdürmeye çalışıyorum. Hece başta olmak üzere Dergâh, Fayrap ve Keşkül’ü aile içi dergiler cümlesinden farklı sorumluluk ve ilgiler ekseninde izliyor ve okuyorum. Kitap-lık, Mostar ve Doğu-Batı’dan daha geniş çerçevedeki yönelimler içinde haberdar olmaya gayret ediyorum. Çoğu edebiyata ilgi duyan arkadaşların ilgilerine ortak olmak da bu herc ü merc içinde son derece kapsamlı alanlar açıyor bana…

Aslında edebiyatla ilgim ilk gençlik yıllarıma kadar uzanır. İyi usta ve üstatlar elinde edebiyatın bizim için hayati değerde olduğunu öğrenmiş olmak bende her zaman büyük bir kazanım olmuştur. Arada kendi adımla yayınlamaya cesaret edemesem de şiir yazmaya vakit ayırdığımı söylemek isterim. Geleneğimizin belli başlı şairlerini ihmal etmeden her fırsatta okumaya çalışıyorum. Çağdaş şairlerimizden İsmet Özel’i, Cahit Zarifoğlu’nu, Erdem Bayazıt’ı, Edip Cansever ve Turgut Uyar’ı dönüp dönüp okumaktan bıkmadığımı da söylemem gerek..

Kitabevleri ile aranız nasıl? Kitap ihtiyacınızı nerden temin edersiniz?

Oldukça iyi sayılır. Aslında tek nefes aldığımız yer hala kitabevleri. Ancak itiraf edeyim ki kitabevlerinin eski misyonlarını sürdürdüğünden söz etmek giderek zorlaşıyor. Okur profili hızla değişiyor, kitabın kadim kültürümüzdeki yeri bir hayli aşınmış durumda. Artık kimse son okuduğu kitap üzerinden bile kendi dilini ya da dünya algısını tartışmaya açmaya gerek duymuyor. Şıpsevdi ilgilerle tükenen bir yönelim var kitaba karşı… Kitapları genellikle kitabevlerinden temin ediyorum.

Ankara’da Birleşik, Kurtuba, Dost ve İmge en azından ayda birer kez uğradığım mekânlar arasında yer alıyor. Uzun süre görev yaptığım dünya tatlısı Muğla’da tam bir “kitapsızlık” yaşadığım için Ankara bana oldukça zengin geliyor bu bağlamda (Muğla’da ders kitabı satan mağazalar dışında ciddi bir kitabevinden söz etmek mümkün değildi ve Ankara’ya geldiğime biraz da bu nedenle çok seviniyorum). Ama takdir etmek gerekir ki İstanbul’un yerini hiçbir yer tutmayacaktır. O ihtiyacımı da artık sık sık gittiğim İstanbul’da doya doya yaşıyorum.

Kitabevleri eskiden şehirlerimizin kalbi idi. Sizin öyle kitapevlerinden yolunuz geçti mi?

Çocukluk günlerimde olduğu kadar ilk gençlik günlerimde de bizim için kitabevleri bir tarz ziyaretgâh hükmündeydi. Babam beni o çok özlediğimiz “çarşı”ya gezdirmeye niyetlendiğinde, sonunda bir yolunu bulup ilçedeki tek kitabevi olan Arkadaş kitabevinde konaklayacağından her zaman emindim. Babam Şavşat’ta da Konya’da da bizi kitabevlerine yakın ortamlarda tutmaya özen gösterirdi. Şimdi de ben çocuklarıma "hadi size hava aldırayım" diye Kızılay’a indirdiğimde de aynısı oluyor. Eninde sonunda onlar kitabevlerinde soluklanacağımızı biliyorlar. Erzurum’da öğrencilik yıllarımda Doğu Dağıtım ve Ülke (Dergâh), Konya’da Seriyye, Van’da Vakıf ve Kelepir bu bağlamda değerlendirilebilecek birer soluklanma mekânlarıydı benim için.

Kitabevi kaynaklı dostluklarınız oldu mu?

Çoğu öyle oldu. "Derviş dervişi tekkede bulur" hesabı bizimkisi... Anlamlı bulduğum dostluklarımın pek çoğunun başlangıcı hep kitabevlerine aittir. Bugün de bunun böyle olması gerektiğini düşünmekle beraber artık eskisi kadar derin keşiflerin buralardan geçmediğini hüzünle söylemek isterim.

Elinizde kitaplaşma aşamasına yakın duran dosyalar var mı?

Evet, iki çalışma için kendime enerji topluyorum. Yakında kamuoyuna duyurulacak olan Alevi Raporu’nu Temmuz 2010’da tamamladım. Şimdi “dini ikaz ve protesto hareketleri” üzerinde çalışıyorum. Eğer başarabilirsem anı-politik türünden olmak koşuluyla Alevi çalıştaylarına ilişkin gözlemlerimi de yazmayı planlıyorum. Başlığı şimdiden hazır: "İtalik Nokta".

Gazetelerle aranız nasıl? Takip edebiliyor musunuz? Köşe yazarlarından kimleri okumaktan kendinizi alamazsınız?

Günlük takip etme şansım var ancak bu takip daha çok mesleki kaygılarla çeşitlilik kazanıyor. İstisnasız okuduğum köşe yazarları kuşkusuz var. Satır aralarında gezindiğim, ölüm ilanlarına kadar baktığım gazeteler hala var. İsim vermek istemem ama duayenlerle yeni yetmeler arasında bir denge kurmaya çalışıyorum. Yorumlarda uçukluğu seçenlerle fazla oturaklı yazarlar arasında gidip gelerek kendi dengemi yakalamaya zorlanıyorum.

   
Başlıklar: